Ya Ülkemizde Olsaydı?

Ecnebi kardeşlerimiz ”Para tüm kapıları açar” ya da ”Paranın satın alamayacağı bir şey yoktur” felsefesinin bir ürünü olarak Bugatti marka spor arabanın kadınların üzerindeki etkisini ortaya koyan bir sosyal deney yapmışlar.

Kemeralardan bihaber olan denekler, 1.5 milyon dolarlık arabanın sahibi tarafından ahlaksız tekliflere ‘maruz’ kalıyorlar. ‘Maruz’ diyoruz ama ortada ‘madur’ yok…

Görüntülerde, park halindeki son model bir Bugatti’nin yanına ‘kendi hür iradesi’ ile yaklaşan ve sahibi ile iletişime geçen hanım kızlarımızın eriyip bittiği anlar yer alıyor. Markası ya da tasarımı da pek önemli değil aslında… Asıl olan arabanın maliyeti ve kafalarda patlattığı dolar işaretleri…

İşte son model spor arabası olan gencin kadınlara sunduğu ahlaksız teklife aldığı yanıtları içeren o video :

İnsan durup da düşünmüyor değil :

Acaba aynı deney ülkemizde yapılsa nasıl sonuçlar çıkardı?

Yenilmezler 2 bomba gibi geliyor

Avengers (Yenilmezler) filminin ikincisi bomba gibi geliyor. 2012 yılında vizyona giren ilk film büyük başarı elde etmişti. Dünya çapında 1 buçuk milyar dolardan fazla hasılat elde eden filmin ikincisinden de bu başarı veya daha fazlası bekleniyor. Avengers 2: Age of Ultron Mayıs 2015’te vizyona girecek.

Aksiyon, macera ve bilim kurgu türü olan filmin yönetmen koltuğunda ilkinde olduğu gibi oturmakta. Bu filmde Thor, Iron Man, Kaptan Amerika ve Hulk’ın yanısıra Hawkeye, Nick Fury ve Black Widow da maceraya katılıp düşmanlarla savaşıyor. Bunun dışında filmin başrollerinde Jeremy Renner, Scarlett Johansson ve Samuel L. Jackson gibi üç yeni isim bulunuyor.

İşte filmin fragmanı..

Filmin Özeti:
Filmin kötü karakteri olan Ultron’un eline kaçırılmaz bir fırsat geçer ve Ultron hain planlarını gerçekleştirmeye koyulur. Marvel’in yarattığı Süper Kahramanlar güç birliği yaparak Ultron’u engellemeye çalışır. Tüm dünyaya yayılan bir savaş başlayacaktır.

Ezbercilik Yaratıcılığı Öldürür

Türkiye’deki eğitim sistemi sürekli tartışılır. Sürekli değiştirilen sınav formatları, ders kitapları, müfredatlar, vs… Peki globalleşmenin zirve yaptığı şu günlerde sadece ülkemizde değil dünya üzerinde hala ‘ezbere dayalı eğitim ve öğretim sistemi’ olduğunu ve bunun çocuklardan yetişkinlere kadar herkesi tekdüze olmaya zorladığını söylesek ne dersiniz? İşte bunu gözler önüne seren bir deneyin görüntüleri ile karşı karşıyasınız…

Videoda uzun ince bir cam tüpün dibine bırakılmış bir yer fıstığı bulunuyor. Deneklerden bu yer fıstığını dışarı çıkarmaları isteniyor. Çocuk ve yetişkin gruplardan oluşan denekler, yer fıstığını çıkarmak için fikir üretmek yerine daha ilkel yollara başvuruyorlar. Deney sürerken deneklere bir görüntü izletiliyor ve çözümün ne olduğu deneklere gösteriliyor. Başarısız olan denekler görüntüleri şaşkınlıkla izliyor.

İşte ezbere dayalı eğitim sisteminin insanları düşünme ve fikir üretme eylemlerinden uzaklaştırdığını etkili bir biçimde gözler önüne seren o deneyin görüntüleri :

Bir de şöyle düşünün :

”Yalnızca eğitim sistemindeki bu söz konusu aksaklık değil insanları düşünmekten alıkoyan… Bazı otoriter kesimlerin bu eğitim sistemini desteklemesinde ve uygulamasında başka nedenler de var. Çünkü düşünen, fikir ve çözüm üreten kişiler bazı grupları tedirgin edebilir. Çünkü düşünen ve sorgulayan insanlar ‘sistem’in baş düşmanıdır”

”Düşünebilen her canlının insan olması, insan olan herkesin düşünebildiği anlamına gelmiyor ne yazık ki’‘ - Oscar Wilde

Türkiye’de spor programlarında spordan başka her şeyin konuşulması

Türkiye’de yayın yapan spor programlarında spordan başka her şey konuşulur. Hepiniz gerek televizyonlardan olsun gerekse sosyal medyadan bilirsiniz bu tarz programları.. Yani şöyle televizyon karşısına kurulup da doğru düzgün, tarafsız, bilgilendirici bir spor programı izleyeyim deseniz bulamazsınız öyle bir program. Belki tek tük, bir elin parmaklarını geçmez.

Türkiye’de spor denince akla ilk gelen futboldur. Tabiri caizse futbolla yatıp futbolla kalkıyoruz. Haliyle spor programlarının da yüzde 90’ı futbol üzerinedir. Ama o programlarda futbol çok az konuşulur. Spor programından çok eğlence, magazin, komedi tarzı programlardır. O programlardan çıkan videolar sosyal medyanın en iyi malzemelerindendir.

Eskiden Erman Toroğlu bu konuda zirveyi göğüslüyordu. Canlı yayın stüdyosunda yaptığı türlü hareketleri hatırlarsınız. Onun dışında gaflar, taklitler, benzetmeler.. Son 1 senedir filan da Adnan Aybaba bu konuda öne çıkıyor. Her programında ayrı bir olay yaratıyor. Bir gün bakıyorsunuz stüdyoya dansöz getirmiş, diğer gün pitbull cinsi köpek. Bir gün padişah kostümü giymiş, ertesi gün sünnet kıyafeti.. Bu örnekleri daha da çoğaltabiliriz.

Adnan Aybaba en son yayında ise itfaiyeci kılığında yayına çıktı. Bir kovada ateş yaktı, Türk futbolu yanıyor diyerekten gazete haberlerini ateşe verdi. Bu yolla kulüp başkanlarını ve federasyon başkanını eleştirdi. Türk futbolunu bu isimlerin yaktığını ileri sürdü. En son kovaya bir sürahi su dökerek ateşi söndürdü. Video sosyal medyada patladı gitti, programın ve kanalın reklamı oldu.

İşte Türkiye’de spor programlarının kısa bir özeti. Gerçi Türkiye’de spor ne seviyede ki spor programları belli bir seviyede olsun.

Irkçılık ve Önyargı Bir Hastalıktır

Kısa bir tabirle; ‘bir kişi veya kitlenin, mensup olduğu değerin diğer tüm değerlerden üstün olarak görmesi’dir ırkçılık

Eşitlik ve barış kavramları ile direkt olarak çelişen bir ‘hastalık’ olmakla birlikte insanı ‘insan’ olarak değerlendirmeyen, aşağılayıcı ve dışlayıcı eylemlerin başrolüdür.

Yıllardır süregelen ırkçı eylemler, en kötü sonlara sahip filmlerden bile daha kötü senaryoların gerçek hayatta yaşanmasına sebep olmuştur.

Yunan yönetmen Nancy Spetsioti‘nin 2011 yılında çektiği 2 dakikalık bu kısa filmde de tam bu konuya parmak basılmış. Filmde insanların ırkçılık kavramının dikte ettiği önyargılar yüzünden ne denli mahçup durumlara düşebileceği anlatılmış. Belki de ‘ırkçılık karşıtı’ 300 sayfalık bir kitabın anlatmak istediğini, günlük hayatta olması muhtemel 2 dakikalık bir hikayeyle özetlemiş Yunan yönetmen…

Videoda yer alan görüntülerde Avrupalı bir çift kızlarının tedavisi için hastanede bekliyor. Bekleme odasında onlara yakın bir yerde Hint asıllı bir adam da duruyor. Hintli adamı dış görünüşüne göre yargılayan bu Avrupalı ‘çift’ durumdan rahatsız oluyor ve kızlarını, malum adamın hiçbir eylemde bulunmadığı hâlde ondan korumaya çalışıyor. Akabinde Avrupalı çifti şaşkınlığa ve utanca boğacak bir gelişme yaşanıyor…

Sonuç olarak insanoğlunun dersini yine ‘insan’ veriyor.

İşte ırkçılıktan doğan önyargıların insanı ne durumlara düşürebileceğini tokat gibi yüze çarpan o kısa film :

İnsanlara sarılmanın cezası 91 TL

Taksim İstiklal Caddesi’nde gözlerini bir bezle bağlayarak kollarını açan genç önüne ‘Ben sana güveniyorum, sen de bana güveniyorsan sarıl bana’ yazılı bir kağıt bıraktı. Gencin bu hareketi özellikle turistler olmak üzere insanlardan büyük ilgi gördü. İnsanlar gelip gence sarıldı, zamanla etrafında büyük bir kalabalık oluştu. Buraya kadar her şey normal. Anormal olan şey bu gence, çevreye rahatsızlık vermesi gerekçesiyle 91 TL para cezası kesilmesi…

Bir kenarda gözlerini bağlamış insanların kendisine sarılmasını bekleyen bir kişi nasıl çevreye rahatsızlık verebilir? Kimseye bana sarılın demiyor, bağırıp çağırmıyor, bir propaganda yapmıyor. Yaptığı işte herhangi bir eleştirme bile yok. Amacı sadece sarılmak. Sarılan zaten kendi istediği için sarılıyor. İstemeyen zaten sarılmadan geçen gider. Bu durumdan kim rahatsız oldu gerçekten merak konusu..

Bu arada bu tarz videolar özellikle ABD olmak üzere Avrupa ülkelerinde de sık sık çekilmekte. Öyle ki bunun gibi sosyal deney videoları video paylaşım sitelerinin en popüler içerikleri haline geldi. Ki bu gencin sarılma olayı onların çektikleri sosyal deney videolarının yanında çok masum kalıyor. Türkiye’de ise bunun örnekleri bir elin parmaklarını geçmez. Bu olay, neden Türkiye’de sosyal deney videolarının çekilmediğinin açık ve net kanıtı oldu.  Kısacası ‘Burası Türkiye’ derdirten bir olaya daha tanık olduk. Kimse kızmasın ama kafa yapısı olarak yine sınıfta kaldık.

İşte o sosyal deney..

13 Dakikalık İntihar Notu

Türkiye, bu sabaha ilginç bir intihar haberi ile uyandı.

Bir yazılım şirketinde çalışan 37 yaşındaki Mehmet Pişkin evinde ölü bulundu. Pişkin, ölüm nedeninin ‘intihar’ olduğunu gösteren bir de kanıt bıraktı: 13 dakikalık bir intihar notu…

Türkiye’de intihar vakası çoktur. Her gün en az bir intihar haberi geçer ajanslardan… İnsanların ölmek için bu yolu seçmelerine sebebiyet veren etmenler de çeşit çeşittir ülkemizde: Dönemsel bunalımlar, çaresizlikler, psikolojik rahatsızlıklar, uyuşturucu maddeler, kara sevdalar, borçlar, harçlar, töreler v.s… Nedeni ne olursa olsun; intihar, her zaman dramatiktir…

Mehmet Pişkin’in intiharını ‘ilginç ve dramatik’ kılan ise ölmeden önce not bırakması değil, intihar notunun ta kendisi!

‘Hayatının genelinde mutlu olduğunu, çok iyi insanlar tanıdığını ve hayatına giren – çıkan herkesin kendisine bir şeyler kattığını’ dile getirirken, yaşamanın anlamını vurguluyor bir bakımdan Mehmet Pişkin… Ama sonuç değişmiyor : İntihar…

Bıraktığı intihar notu, 13 dakikalık bir videodan ibaret. Görüntülerde insanı hayrete düşürecek derecede soğukkanlı bir tavır sergiliyor Pişkin…

Saatler sonra kendi canına kıyacak birinin bu kadar ‘cool’ olması olağan bir durum değil. Ruhsal veya sinirsel hastalığı olan birinin bu kadar ‘mantıklı’ konuşabilmesine olanak yok. Sebebi, ‘dönemsel bir bunalım sonucu intihar etti’ olarak açıklansa bile, ‘bunlarla başa çıkabilecek biri’ imajı yaratıyor insanda Mehmet Pişkin…

Pişkin, ölümünden birkaç saat önce videoda belli başlı nedenleri kendisi sıralıyor olsa da ardında tartışmaya açık bir intihar vakası bırakıyor…

İşte Mehmet Pişkin’in o intihar notu :

Zapkolik’te En Çok İzlenenler

zapkolikbg

İnternette son zamanlarda fenomen olmuş birçok video gerek sosyal medyadan, gerekse video siteleri üzerinde binler tarafından paylaşıldı ve izlendi. İzlenen videolar arasında gündemi belirleyen, haber sitelerinde dahi oldukça ses getiren görüntüler oldu. Zapkolik.com’da internet üzerinde ses getirmeye aday videoları bünyesinde barındırarak adeta sosyal medyaya yön veren sitelerin başında geldi. Bununla birlikle site, kullanıcı odaklı çalışarak insanların internet üzerinde izleyebileceği videoları saptadı ve internet kullanıcısının hizmetine sundu. Zapkolik.com’un verilerine göre son zamanlarda internet üzerinde en çok izlenen videolar şu şekilde sıralandı.

En Çok İzlenen Videolar

“Bir Yastıkta” Zapkolik’te

bir-yastıkta-dizisi

Her geçen gün daha kaliteli ve zengin içerik sunan zapkolik.com, yepyeni bir diziyle daha karşınızda olmaya hazırlanıyor.Yönetmenliğini Ömer Uğur’un üstlendiği, senaryosunu Cüneyt İnay’ın yazdığı TRT’de yayınlanmaya başlayacak olan “Bir Yastıkta” bütün bölümleriyle zapkolik.com’da olacak. Ailecek izleyebileceğiniz dizi, önemli oyuncu kadrosuyla beraber kahkaha ve eğlenceli dakikalar sunmaya hazırlanıyor. Erdal Tosun ve Seray Gözler’in yer aldığı dizide ayrıca Sinan Çalışkanoğlu, Boncuk Yılmaz ve Tolga Canbeyli gibi genç oyuncular da dikkat çekiyor.

Dizinin yeni bölümlerini, fragmanlarını ve sahnelerini diziden hemen sonra zapkolik.com dizi sayfasından izleyebilirsiniz.

Dizinin Oyuncu Kadrosu;

  • Özge Borak
  • Sinan Çalışkanoğlu
  • Suzan Aksoy
  • Boncuk Yılmaz
  • Bülent Emrah Parlak
  • Tolga Canbeyli
  • Erdal Tosun
  • Seray Gözler

90′ların Popüler Müzikleri Zapkolik’te

İçeriklerini internet kullanıcısına daha kolay ve izlenebilir sunmayı amaçlayan zapkolik, müzik kategorisinde bir takım yenilikler yaptı.

Sitenin müzik kategorisinde yapılan yenilikte, 90′lı yılların en popüler şarkıları artık bir kanal altında siz internet kullanıcılarıyla buluşacak.

90′lı yıllarda popüler olan müzikleri dinlemek isteyen internet kullanıcısı, 90′lar Yabancı Pop, 90′lar Türkçe Pop ve 90′lar Türkçe Slow gibi kanallara girerek, dilediği gibi, zaman kaybetmeden dönemin popüler ve dillerden düşmeyen şarkılarına ulaşabilecek.

Ayrıca bir döneme damgasını vurmuş daha birçok şarkı zapkolik’te olmaya devam edecek.